Kimine göre yalnızlık, hasta kişinin kaçışıdır; Kimine göre de hasta kişilerden kaçıştır.

Nietzsche 

Okyanusun ortasında boğulan bir balık.

Yalnızlık problemini belirlemek için öncelikle yalnızlık tipimizi belirlememiz gerekiyor. Sosyal yalnızlık, Bilinçsel yalnızlık.

Sosyal yalnızlık sorunun daha belirgin olduğu, çözümün daha objektif olabileceği için hızlıca çözüme geçilebilir. Sosyal çevreniz, alışkanlıklarınız ve hobilerinizi belirledikten sonra izlemeniz gereken yol; zevk alarak kişilerle etkileşimde bulunabileceğiniz bir aktivite belirlemek. Bu aktivitenizde odaklanmanız gereken asla sosyal etkileşim değil yaptığınız etkinlikten aldığınız keyiftir. İnsanlar pozitif enerjiye yaklaşma eğilimdedirler. Gündelik kaygılar ve kişiler arasında ki duvar algısı nedeniyle eksik kaldıkları pozitif etkileşim onları size çekecektir. Artık yapmanız gereken tek şey her şeye alışmamızı sağlayan zamana bırakmak. Bu süreç içerisinde kişiler çakıl taşları gibi yerlerine oturacaklardır.


Bilinçsel yalnızlık biraz daha komplike olup aslında herkesin hayatının bir noktasında yaşadığı bir durumdur. Bilinçsel yalnızlık kısa süreli dönemlerde oluştuğunda size çok fazla alt benlik hasarı oluşturmazken, uzun süreli yaşanılan bilinçsel yalnızlıklarda negatif düşünme yapısı, kronik depresyon, motivasyon kaybı, şüphecilik, kendini izole etme isteği oluşabilir. Özellikle toplum normları karşısında size çizilmiş olan kaftanın dışına çıkıp hisleriniz ve bu çırpınışınızdan bahsetmeniz zor olabilir. Ancak mutlaka herkesin içinde kapalı bir pandora kutusu sakladığı ve kapağını dağladığını, pandoranın aksine başka yönlerini de göstermekten çekinmediği durumlar olabilir. Bu durumun sadece size özel olmadığını herkesin gizli alanlarının olduğunu kabul etmek bu bilinçsel yalnızlığımızı norm kurallarına daha koyulabilir kılar. Kabul ettiğimiz bu yönlerimize de vakit ayırmayı ve kendimizi de dinlemeyi öğrendiğimiz sürece toplumumuzla yeniden anlaşılabilir bir frekans tutturabilir, hatta daha net ve anlaşılır bir bağlantı kurabiliriz.

Çoğu zaman yetiştirildiğimiz ilk andan itibariyle güçlü bir maske takmamızı ve her şeyi başarabilecek o gücü ruhumuzda bulabileceğimizi söylerler. Bir çok motivasyon konuşmacısı size her şeyi başarabileceğinizi söyler hatta. Zayıflıklarımızı gizlemeyi veya onları güçlendirmemizi söyleyenlerde vardır. İnsanlar mükemmel dengede yaratılmış varlıklar değildir. Zayıflıklarımızı kabul etmemiz gerekli evet ancak kimse sizden zayıflıklarınızı yok etmenizi beklemiyor. Bir takım şeylerde eksik gibi görünmeniz sizi diğerlerinden daha eksik bir insan yapmaz. Dengelerimiz farklı olduğu için mevcut toplumumuzu oluşturuyoruz.

Gerçek kimliklerimizi ve yönlerimizi ifşa edersek yargılanacağımızdan, hor görüleceğimizden korkarız. Toplumsal normlara uymak zorunda değiliz. Toplumun kurallarına yaşamın düzenini korumak için uymak zorunda ancak toplumun sizin için tasarladığı insan figürüne uymak zorunda değilsiniz. Kendinizi başka insanlarla kıyaslamak biraz daha ileriye götürmeyecek. Her zaman sizden daha iyi veya sizden daha kötü biri vardır. Ya vardır, ya vardı ya da olacaktır.

İnsanlar kendilerini üç ana grupta ayırdığını söyleyebiliriz. İlki dış çevremize karşı olan sadece pozitif, kurmaya çalıştığımız kişiliğimizin göz alıcı versiyonu. Burada hatalı bir şey yoktur.

İkinci kişiliğimiz yakın çevremize gösterdiğimiz tarafımız. Burada o bembeyaz karakterimiz ve kurduğumuz kişiliğimize bir kaç damla siyah boya akıyor. İyi ve biraz da kötü yanımızın harmanlandığı bu yanımızı bizim yakın ve sürekli etkileşimde olduğumuz kişilere gösteririz.

Üçüncü kişiliğimiz ise o kurduğumuz kişilik özelliklerinden aslında oldukça uzak kendi iç dünyamızın yapış yapış balçıklarının her tarafı sardığı ve kimsenin birbirine asla göstermediği, göstermekten çekindiği o karanlık kuyu.

Gizli odanıza dışarıdan birini almanız için değil herkesin bu döngüleri yaşadığını rahatlamanız için betimledim. İç dünyanızı doğru olan o yolu kime açıklamak isterseniz veya nasıl kabul etmek isterseniz kabul edin. İnsanlar sosyal etkileşimlerde bulunmak kadar yalnız kalıp kendilerini dinlemeye de ihtiyaçları vardır. Bu yaşadığınız durum normal olup kontrol altında tutabildiğiniz sürece muhtemel bir problem gelişmeyecektir.

Mert TOKUR